Uçmak özgürlüktür,ancak uçurtmaya özgürlüğünü ipini keserek veremezsin.
 
 
 

Çatlak

     Bazen gördüğüm ufak(önemsiz) bir şey,bazı  (daha önemli )şeyleri düşünmeme neden oluyor.Dişlerimi fırçalarken ön dişlerimden birinde oluşan bir çatlağı görmem mesela.Bu lavabodaki çatlağı görmeme  neden oluyor  ve artık ışığın geçebileceği kadar birbirinden ayrılmış her şey bir çatlaktır benim için.Bundan sonra  bazı şeylere daha fazla dikkat etmeye başlıyorum.Hemen koşmak ve vazoları,tabakları,bardakları ,evde çatlama olasılığı olan her şeyi kontrol etme isteği duyuyorum.Kontrol ediyorum da.

     Oh! Başka çatlayan bir şey yok ve acilen dişçiye gitmem gerek,not alıyorum.Ha bir de lavabo için fayansçı(fayans işinden anlayan biri işte)lazım.Bunu da not alıyorum.Evdeki tüm çatlaklara çözüm bulundu artık.Peki dışarıdaki çatlaklar,onları merak etmeme gerek var mı?Bana kadar ulaşamazlar,bu imkansız fakat yine de bir göz atmak istiyorum.Dışarı çıkıyorum.Dışarıda hava çok güzel.Saat ise bir hayli geç,o yüzden bu karanlıkta çatlakları görebileceğimi sanmıyorum.En iyisi biraz dolaşmak.Bir sigara yakıyorum,her zaman yaktığım yerde,evimin balkonundan görülemeyeceğim ilk yer.Biraz geride yakarsam annem görebilir ve bu onu üzerdi.Biraz daha ileride yakmak ise benim işime gelmiyor.Böyle şeyleri tam yerinde yapmak gerekir.Bir kaç haftadır tütün içiyorum.Bunun daha sağlıklı ve daha sağlıksız olduğunu söyleyenler var.Fakat bir paket sigara parasına bir ay boyunca tütün içebiliyorum ve bu beni mutlu etmeye yeterdi.Bir paket sigarayı bir ay boyunca da içebilirdim tabi ki.Ben bana göre mantıklı olanını seçtim.Mantıklı olanı seçmek gerekir.

     Yürüyüşlerim bu aptalca şeyleri düşünmekle geçiyor her zaman.Bunları önlemek için bazen bakkallara girerdim,ıvır zıvır almak için.Mahallemde bakkal kalmadığı için artık marketlere giriyorum.İçecek ve yeni çıkmış birkaç bisküvi alıp evime yollanıyorum tekrar.Yolda bir sigara daha içmeliyim ve bunun için adımlarımı seyrekleştiriyorum.İki tane çocuk bir bankta oturup konuşuyorlar.Doğrusu konuşmalarının çoğu gülmekle geçiyor.Bisküvilerimi onlarla paylaşmayı düşünüyorum ve vazgeçiyorum hemen,onlar zaten gülüyorlar.Bisküvileri  anneme götüreceğim.Sigaramı yine atmam gereken yerde atıyorum ve devam ediyorum.Kapının önüne geldiğimde elim zile gidiyor,basıyorum fakat çalmıyor.Tam basmak gerekiyor bizim zile.Çalmadığı için seviniyorum çünkü anahtarlarımın yanımda olduğunu hatırlıyorum.(annemi kapıya kadar yürütmekten nefret ederim)Eve ayakkabılarımla girmemeye çalışmak bir mutluluk veriyor bana.Halıya hiç basmadan ayakkabıların konulduğu ufak boşluğa atlayabiliyorum ve kendimle gurur duyuyorum bunu yaptığım(yapabildiğim)için.Aldığım şeyleri mutfağa bırakıyorum ve aynanın karşısındayım yine.Dişimdeki çatlağı kontrol ediyorum.(Allah kahretsin yol boyunca aklımda bu vardı)

-usttencizgi

 
 
 
 

         

“…Dünya çirkin ve giderek daha da çirkinleşecek,ormanlar balta darbeleriyle yok oluyor,her yandan şehirler her şeyi yutarak yükseliyorlar,çöller her yerde yayılıyor,çöller de insanın eseri.Toprağın ölümü şehirlerin uzağa yansıyan gölgesidir,şimdi buna suyun ölümü de ekleniyor,sırada havanın ölümü var,ama dördüncü element olan ateş,diğerlerinin intikamını almak için varlığını sürdürecek;bizler,sıramız geldiğinde ateşle öleceğiz…”
-Kaos’un Kutsal Kitabı-

 
 

Farkettim ki…

 Ne zaman seni düşünsem, sen arardın ve bu bana çok İlahi gelirdi, ama bir şey itiraf edeyim mi çiçeğim; artık aramadığında farkettim ki ben hep seni düşünüyormuşum,sen sadece halimi-hatrımı soruyormuşsun ve ben çok bakirmişim.

 Farkettim ki ben sigaraları içime çekmeden içiyormuşum.Ciğerlerimde katransız çok yer kalmış meğer.

 Farkettim ki ben alkol kullanmıyormuşum.Hiç sarhoş olamamış  hücrelerim ve düşüncelerim varmış

 Farkettim ki insan o kadar basit bir yaratık değilmiş.Birisini parmak uçlarında,saç diplerinde bile hissedebiliyormuşsun.

-uçamayankaplumbağa

Fotoğraf:M.ikbal Güneysu

 
 

masumiyet:

Hikayemiz hiç değişmez oğlum, sende de bende de onda da onda da onda da. Bu zengin kızlarını seven fakir halk çocuklarının hikayesidir. Hiç kimsede değişmez. İyice tiye alırlar, matrak geçerler, romantik uyuzlarını kaşırlar bi müddet, sonra baktılar iş ciddiye gidiyor iki satır mektup cızzz boşla oltayı al voltayı. Ne demiş cames bond;  paran varsa dünya sana aşık, züğürtlere yakışır tahta kaşık yes ol rayyt..